“Ben sarhos degilim!”  –  Kim Ki O Röportajı Sep05

Tags

Related Posts

Share This

“Ben sarhos degilim!” – Kim Ki O Röportajı

Eylül ayının ilk cumartesi akşamı için yeni albümü Hollandalı bağımsız plak şirketi Enfant Terrible etiketiyle yayınlayacak olan Kim Ki O’yla biraz sohbet edip, bir şeyler yemek için sözleştik. Planımız ilk başta onlar yemek yapması üzerineydi. Röportajın sonunda bir de utanmadan yorumlar yaparak yemeklerini eleştirmeyi bile düşünüyorduk.

Cumartesi  akşamı olduğunda hava o kadar güzeldi ki Kim Ki O ikilisinden Ekin’in evine kapanmak hepimiz için zor geldi. Biz de Ekin ve Berna’nın önerisini dinledik ve yanımıza aldığımız yiyecekler, şarap ve gazozla birlikte Moda Sahili’ne gitmeye karar verdik. O dakikalarda Ekin’in Moda Sahili’nde UFO görmüş olduğundan haberimiz yoktu tabii ki.

Offprint’in önümüzdeki günlerde yeni albümü “Dans”ı yayınlayacak olan Kim Ki O’yla yaptığı röportaj oldukça lezzetli ve eğlenceli geçti. İşte Kim Ki O’yla albümden başlayıp, vejeteryan mutfağına uzanan röportaj.

Kim Ki O’nun BEKO’dan yayınlanan single’ı “Vize”

Kim Ki O – Vize Get Adobe Flash player

Offprint: Öncelikle “Dans” hayırlı olsun diyelim.  Self-Releasesd albümlerle başlayıp, Avrupa’dan labellar aracılığıyla single’lar, albümler yayınlayan Kim Ki O haline geldiniz. Bu süreci nasıl yorumluyorsunuz?

Ekin Sanaç: Teşekkür ederiz. Tüm CD’leri kendimiz yapıp insanlara dağıtırken, gerçekten tanımadığımız, seslerini duymadığımız insanların sadece müzik üzerinden iletişim kurması ve böyle bir girişimde bulunması çok güzel bir şey.

Berna Göl: Tabii ki bu el yapımı üretime devam etmeyeceğiz demek olmuyor. Bir anlaşma falan imzalamadık. Bağlılık durumumuz yok.

E.S.: Ama harika bir adammış gerçekten. Enfant Terrible hayalimizdeki plak şirketiymiş. Her şeyle çok ilgilenen, bütün şarkıları ilk kayıt edildiği aşamadan beri bizim kadar dinleyen birisiydi. Gerçekten çok özverili ve artistik kararları da bize bıraktıkları bir şekilde ilerledi her şey. Zaten aynı şeyleri istiyor oluyorduk.

B.G.: Gerçekten büyük bir şans oldu bizim için.

 

““Dans”ta dinleyen için albümde bariz bir Kim Ki O tınısı var. Tamamıyla farklı şarkılar değil ama bizim için kendimizi baya geliştirdiğimiz şarkılar var bu albümde.”

Offprint: BEKO’dan da “Vize” single’ını yayınladınız. Onlarla nasıl temasa geçildi?

E.S.: Onlar bize myspace’den mesaj attılar. Sonra mail trafiği başladı. O da çok sevdiğimiz bir oluşum.

B.G.: Direkt olarak konuyu söylemek üzere atılmış bir mesajdı myspace’den yolladığı. O sırada her şey uygundu, yeni iki şarkımız vardı. Onları daha hızlı ve daha güzel kaydedilmiş olmaları için bahanemiz çıktı. Bu tip şeyler bence bize güzel bir ivme katıyor. Daha önce hiç çalmadığın bir yerde canlı çalmak gibi.

E.S.: Çok farklı bir motivasyon gerçekten.

Offprint: Peki sizce yabancı plak şirketlerine Kim Ki O’yu çekici kılan nedir?

B.G.: Bence Türk olmamızdan etkilenmiyorlar.

E.S.: Bilemeyiz tabi ama. Kimse “Çok oryantalistim ben, Türkiye’den böyle şeyler çok hoşuma gidiyor” demez zaten.

B.G.: En azından bu gündeme gelmiyor. Bu arada böyle bir soru sorulduğunda refleks gibi ilk bunu söylüyorum ama insanların aklına ilk gelen bu. Benim de aklıma bu geliyor ister istemez.

E.S.: Birebir iletişim kurduğumuz kişilerden birinden şöyle bir yorum almıştık: “ Sizin müziğinizde benim şu zamana kadar dinlediğim birçok müziğin izi var ama sizin boşluklarınız beni cezp etti ve ben o boşlukları kafamda doldurabiliyorum.”  Biz çok mutlu olmuştuk, uzun süre etkisini üzerimizden atamamıştık.

Offprint: Hazır sizin müziğinizden bahsetmişken merak ettiğim başka bir şeyi sormak istiyorum. İki kişi olmanın sizi sınırladığını, zorladığını düşündüğünüz anlar oldu mu hiç?

E.S.: Eşyaları taşırken! Onun dışında biz iki kişi olmaktan aşırı mutluyuz. Ama biraz zorlandığımız şeyler oluyor tabii ki, pratik açıdan. Mesela turnelerde bir kişi daha olsa mesela, herhangi bir kişi, bir destek gibi.

B.G.: Müziğin kendisiyle ilgili olarak, gittikçe daha doğru bir şey yaptığımızı düşünüyoruz iki kişi olmakla. Bu boşluk meselesi de sanırım bu sınırlardan çıkıyor.

E.S.: Evet, o sınırlar sayesinde yaratıcılığımıza ulaşıyoruz gibi bir şey aslında.

Offprint: Ben de aynı fikirdeyim. Belli sınırlarınız var ama o sınırlar içerisinde gidebileceğiniz her yere gitmeye çalışıyorsunuz.  Biraz da bize o zaman “Dans” albümünü anlatır mısınız? Siz ne hissediyorsunuz onunla ilgili?

 

“ Hayatımızda hep en üstte olan bir şey Kim Ki O. Turne olduğu zaman her şey duruyor mesela. En başından beri her şeyden önemli olduğu için rayına oturttuk bir şekilde.”

 

B.G.: Promo CD’ler ilk geldiğinde dinlediğimiz zaman enstrümanlarımıza daha hakim olduğumuzu hissettim ben.

E.S.: Dinleyen için albümde bariz bir Kim Ki O tınısı var. Tamamıyla farklı şarkılar değil ama bizim için kendimizi baya geliştirdiğimiz şarkılar var bu albümde. Bana daha bir özgüven varmış gibi geliyor. Liriksel olarak da biraz farklı. Daha “içli” bir albüm diyebiliriz. İsminin de “Dans” olması bu açıdan hoşumuza gidiyor, biraz ironik bir anlam var.

Offprint: Albümden bir klip yayınladınız. Merve Kayan ve Zeynep Dadak’la birlikte yaptığınız bir projenin içinden çıkmış bu klip. Nasıl bir araya geldiniz? Biraz da projeden bahsedebilir misiniz?

B.G.: Kısaca şöyle oldu: Geçen sene bu zamanlarda biz sadece Zeynep’i tanıyorduk. Zeynep bizle bir şeyler yapmak istediğini söylemişti. Biz de her şeyi kendimiz yapmayı sevdiğimizden hemen atlamadık. Daha sonra onlar bir şeyler deneyip gönderdiler.  Ve o gönderdikleri şey kısa filmlerinden bir görüntüydü, çok etkilendik. Beraber herhangi bir alanda üretim yapabileceğimiz insanlar olduğunu hissettik. Zaten onların tavrı da “Siz müzik yapın, biz görsel yapalım” olmadı. Hepimizin eşit sahipleneceği bir şey yapmak istediler.

E.S.: Bir şekilde hikayedeki temalarla bizim şarkılarımızda gizlenmiş olan temalar örtüştü. Hafif bir yalnızlık, bir kaçma durumu.

B.G.: Hatta ergenlik.

Offprint: Parçası olduğunuz birçok proje var. Bunlara da bir yenisi eklendi: “Soft Gates”. I Create Soundscapes olarak tanıdığımız Berk Çakmakçı’yle birlikte olduğunuz bir proje. Çok yeni olduğu için pek fazla bilgim yok, biraz Soft Gates ve farklı projelerde yer almanın nasıl olduğundan bahseder misiniz?

B.G.: İkimiz için bir arada başka projelerin içinde yer almak birbirimizin başka hallerini görmemize neden oluyor. Normalde Kim Ki O’yla beraber yapmayacağımız bambaşka şeyler yapmış oluyoruz. Kim Ki O’yu da beslediğini düşünüyoruz. Bir de şey var; Kim Ki O’da biraz oturmuşluk var. Yani sürekli üretebiliyoruz. Bir rahatlık veriyor.

E.S.: Hayatımızda hep en üstte olan bir şey Kim Ki O. Turne olduğu zaman her şey duruyor mesela. Berna zaten patronlarıyla konuşmuş, onlar da “Tamam kaç günse git, göster onlara!” diyorlar. En başından beri her şeyden önemli olduğu için rayına oturttuk bir şekilde.

B.G.: Soft Gates aslında Berk’in bir projesi ve öyle olmaya da devam ediyor. Başka bir şey yapıyor olmasaydık muhtemelen Soft Gates’e farklı yaklaşırdık. Ama Kim Ki O olduğu için biz kendi üretimimizi orada yapabiliyoruz ve Soft Gates’e farklı açılardan bakabiliyoruz. Mesela ben bugüne kadar Berk’in yaşında biriyle müzik yapmadım. Bu çok önemsiz bir şey gibi gözükebilir ama teknolojinin bu kadar hızlı değiştiği bir dönemde çok önemli bir şey. Müzik dinleme alışkanlıklarımız muhtemelen birbirine zıt şekillerdedir. Kendi adıma bu deneyimin çok öğretici olduğunu söyleyebilirim. Bu arada ufaktan sarhoşluğa doğru ilerliyorum galiba.

E.S.: Ben sarhoş değilim bu arada.

B.G.: Zaten hep böyle başlar.

Offprint: Yemek yapmaya çok meraklı olduğunuzu biliyoruz, bugün de aslında o tip bir programımız vardı ama yapamadık. Nereden geliyor genel olarak bu yemek yapma merakı?

B.G.: Biz galiba ikimiz de vejeteryan olduğumuz için böyle oldu.

E.S.: Sadece özel günlerde dışarıda yemek yediğimiz için, her gün yemek yapmak zorundayız.

Offprint: Ekin’in kafesi Kutu’da var ama bildiğim kadarıyla etli yemek değil mi?

E.S.: Yok. Yani bazı yemeklerde sucuk falan var sadece o kadar.  Aslında biliyoruz tabii ki aramızda çok fazla vejeteryan olmadığını ama insanlara alternatif olarak sunmak güzel bir şey. Bir de benim ablam da profesyonel aşçı. Oradan da gelen bir şeyler olabilir.

B.G.: Benim de Kutu’yla şöyle bir bağım var: ben servis yapmayı çok seviyorum!

E.S.: Berna gerçekten tecrübeli o konuda ve çok iyi yapıyor gerçekten.

B.G.: Benim yüksek lisansın ardından iş ve okul boşluğum oldu, birkaç ay Kutu’da garson olarak geçirdim ve inanılmaz eğlendim. Hiç aklının ucundan bile geçirmeyen insanlara şiddetle tavsiye ediyorum, çünkü çok basit gözüken bir şeyin aslında o kadar da basit olmadığını kavramana yol açıyor. Tanımadığın insanlarla çok anlık ve çok hızlı konuşmak zorunda olman çok şey öğretiyor. Bazen terapi etkisi yapabiliyor. İlla garsonluk olmak zorunda değil, hiç aklından geçirmediğin bir mesleği yapmak insana çok şey katıyor.

Offprint: Ben Kutu’ya son geldiğimde Red Snapper çalıyordu. Yemek yaparken özellikle dinlemeyi sevdiğiniz şeyler var mı peki?

E.S.: Geçenlerde bir olay oldu tam bu konuyla ilgili, onu anlatmak istiyorum. Bir gün Kutu’da çorba yapıyordum ve canım kulaklıkla müzik dinlemek istedi. Mp3 çalarda Hot Chip’in son albümünü açtım. Birden acayip mutlu oldum, nasıl kopuyorum yemek yaparken inanamazsın. Sonra Hot Chip’le ilgili bir yazı yazıyordum, röportajlarını falan okudum. Bir röportajlarında bir demeç vermişler: “Biz bu albümü ev işi yaparken dinlemenizi öneriyoruz, sizi o kadar iyi bir ruh haline sokacak ve sizi o kadar yükseltecek ki” gibi bir şey. Çok etkilenmiştim. Soruya güzel bir cevap oldu galiba.